Normalde arabayla seyahat etmek bizim için bir dezavantaj. Çalıştığımız için seyahatin yolculuk süresini uzatmak pek işimize gelmiyor. Bizim için uçakla seyahat, zaman açısından daha avantajlı oluyor ama bu kez uçakla değil de arabayla yolculuk etmek istedik. Arabayla seyahatin en güzel kısımlarından biri de istediğiniz zaman istediğiniz yerde durabilmenin keyfini ayrı yaşadık.
Beyaz kumu, temiz ve eşsiz gölü ile Maldivler'e benzetilmesiyle Türkiye'nin Maldivleri olarak anılan, ardından yeni takma adıyla Saldivler olarak bilinen Salda Gölü son zamanlarda herkesin gözdesi haline geldi. Gezi rotamız üzerinde yol almasına pek hayli memnunuz çünkü böylesine güzel bir yeri görüp yaşamamak büyük bir kayıp olurdu.
Sandalyelerimizi alıp gölün kıyısına yerleştirdik ve gölün manzarasını huzurla seyrettik. Güneş her ne kadar tepeden baksa da bizim için hiç rahatsız edici olmadı.
Isparta her ne kadar güller şehri olarak anılsa da son zamanların en çok ziyaret sebebi Kuyucak Köyü'nde yer alan lavanta tarlaları oluyor. Geçen yıldan beri merak edip görmek için sabırsızlandığımız yere doğru yola koyuluyoruz.
Keçiborlu ilçesine bağlı olan Kuyucak Köyü'ne giriş yapar yapmaz büyüsüne kapılıyoruz. Lavanta Kokulu Köy diye boşuna demiyorlarmış. Köye girer girmez bir lavanta kokusu sarıyor bizi. Ta ki köyden çıkana kadar her yer muazzam bir şekilde lavanta kokuyor. Doğası, havası o kadar huzur vericiydi ki saatler geçirmişiz farkına varmadan.
Bu seyahati yaklaşık üç ay önce planlamaya başladık. Oturduk hem zamandan hem bütçeden tasarruf ederek, nereleri gezmeli, nereleri görmeli, nasıl gitmeli, detaylarıyla, saati saatine plan yaptık. Çünkü Kapadokya en çok görmek istediğimiz yerlerden biriydi ve her şey mükemmel olsun istedik. *-*
Öncelikle, Kapadokya, herhangi bir yerin adı değil. Nevşehir, Niğde, Kayseri, Aksaray ve Kırşehir'in bazı kısımlarını kapsayarak o bölgeye verilmiş isim. Anlamı da Güzel Atlar Ülkesi demekmiş.
Yaklaşık dört saatlik bir yolculuğun ardından Safranbolu evlerine varıyoruz. Safranbolu, Osmanlı döneminden bu yana ihtişamını koruyan ender yerlerden biri. 1998 yılında UNESCO tarafından Dünya Kültür Mirası listesine alınmış ve koruma altındadır.
Sapanca Gölü, Karabük'e yolculuğumuz sırasında ziyaret ettiğimiz bir yer oldu. Çok vakit geçirdik diyemeyiz ama o kısacık zaman diliminde bize huzurun kendisini yansıttı diyebiliriz.
Ağva seyahatimiz evlilik yıl dönümümüz vasıtasıyla gerçekleşti. Gün boyu bize ait olsun diye bir gece otelde konaklamayı tercih ettik. Şansa bakın ki Pazar günü ara ara yağmurlu geçti. Hava güneşli olsaydı eminim çok daha eğlenceli olurdu ama bizim için yine de harika bir hafta sonu oldu.
Antalya seyahatimiz bir iş gezimize vesile olarak başladı. İki günlük bir gezi programı Antalya'yı tümüyle gezmek için tabii ki yeterli olmadı lakin biraz yorucu olsa da epey güzel vakit geçirdik. Elimizden geldiğince iki günlük bu kısa zaman dilimine elimizden gelidğince gezebileceğimiz kadar yer sığdırmaya çalıştık.
Eskişehir'i gezmek için ortalama bir gün yeterli oluyor. Günübirlik bir gezi olarak tercih edebilirsiniz. Biz ilk olarak Sazova Parkı'na doğru yola koyuluyoruz. Burada hiç aklımızda yokken Hayvanat Bahçesi'yle gezmeye başlıyoruz. Zaten Hayvanat Bahçesi, Japon Bahçesi ve Sualtı Dünyası bir arada. Yürüme mesafesiyle hemen karşıda da Sazova Parkı bulunuyor.




