Yaşınız ne olursa olsun, kar gördünüz mü çocuk oluveriyorsunuz. Kışın vazgeçilmez kar aktiviteleri yapabilecekleriniz arasında özellikle Marmara civarında oturuyorsanız günübirlik gidebileceğiniz yerler sınırlıdır: Uludağ ya da Kartepe. Şahsen biz Kartepe'yi Uludağ'dan daha çok sevdik... Kartepe, Kocaeli ilinin sınırları içerisinde yer alıyor. Günübirlik seyahat için oldukça makul.
Karadeniz'in en güzel sahillerinden birine sahip Samsun'a iner inmez ilk durağımız Batı Park oluyor. O kadar büyük ve bakımlı ki hayran kalmadan edemiyoruz. Batı Parkı boylu boyunca gezmemizin ardından teleferikle Amisos Tepesi'ne çıkıyoruz.
Karagöl Yaylası, Taraklı köyü bağlı bir yayladır. Köyden yaklaşık 15-20 dk mesafe uzaklıkta olan yayla, geçtiğimiz dönem 29 yıllığına kiraya verilmiştir.
Taraklı'da sabah yaptığımız mükemmel köy kahvaltısının ardından Karagöl Yaylası'na gitmek için yola koyulduk. Göle kadar yapılan asfalt yolla ulaşımı rahat ve göle giderken enfes manzaralar eşlik ediyor size.
Taraklı, Sakarya ilçesine bağlı küçük bir köydür. Burada yer alan birçok ev 2-3 asırlık kadar geçmişe dayanmaktadır. Hafta sonunu değerlendirilebilecek ya da günübirlik seyahat için mükemmel bir seçim olabilir.
Bu bizim Taraklı'ya ikinci gelişimiz. İlk gittiğimizde kışın hava epey soğuktu. Hele Taraklı'nın soğuğu bambaşka oluyormuş. :) İlkinde tadını alamadık, ikinci seferimizi yaptık.
Bu bizim Taraklı'ya ikinci gelişimiz. İlk gittiğimizde kışın hava epey soğuktu. Hele Taraklı'nın soğuğu bambaşka oluyormuş. :) İlkinde tadını alamadık, ikinci seferimizi yaptık.
Salda Gölü'nün ardından rotamızı Denizli'ye doğru çevirdik. 40-45 dakikanın sonunda merkeze varıyoruz. Tüm günün yoğun geçmesine rağmen otele gitmeden Laodikeia'yı gezmek istiyoruz.
Laodikeia, 2002 yılından beri kazı çalışmaları hala devam etmekte olan bir antik kent müzesidir. Kazı çalışmaları ve tarihçesi çok daha eskiye dayansa da 2002 yılı itibariyle çalışmalar arşivlenmeye başlamıştır. Müzeye giriş ücreti 20 TL'dir. MüzeKart ile giriş ücretsiz.
Normalde arabayla seyahat etmek bizim için bir dezavantaj. Çalıştığımız için seyahatin yolculuk süresini uzatmak pek işimize gelmiyor. Bizim için uçakla seyahat, zaman açısından daha avantajlı oluyor ama bu kez uçakla değil de arabayla yolculuk etmek istedik. Arabayla seyahatin en güzel kısımlarından biri de istediğiniz zaman istediğiniz yerde durabilmenin keyfini ayrı yaşadık.
Beyaz kumu, temiz ve eşsiz gölü ile Maldivler'e benzetilmesiyle Türkiye'nin Maldivleri olarak anılan, ardından yeni takma adıyla Saldivler olarak bilinen Salda Gölü son zamanlarda herkesin gözdesi haline geldi. Gezi rotamız üzerinde yol almasına pek hayli memnunuz çünkü böylesine güzel bir yeri görüp yaşamamak büyük bir kayıp olurdu.
Sandalyelerimizi alıp gölün kıyısına yerleştirdik ve gölün manzarasını huzurla seyrettik. Güneş her ne kadar tepeden baksa da bizim için hiç rahatsız edici olmadı.
Isparta her ne kadar güller şehri olarak anılsa da son zamanların en çok ziyaret sebebi Kuyucak Köyü'nde yer alan lavanta tarlaları oluyor. Geçen yıldan beri merak edip görmek için sabırsızlandığımız yere doğru yola koyuluyoruz.
Keçiborlu ilçesine bağlı olan Kuyucak Köyü'ne giriş yapar yapmaz büyüsüne kapılıyoruz. Lavanta Kokulu Köy diye boşuna demiyorlarmış. Köye girer girmez bir lavanta kokusu sarıyor bizi. Ta ki köyden çıkana kadar her yer muazzam bir şekilde lavanta kokuyor. Doğası, havası o kadar huzur vericiydi ki saatler geçirmişiz farkına varmadan.

